✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
· KUSURLU KALMA ÇABASI
✦ KUSURLU KALMA ÇABASI
26 Ekim 2026

PRATFALL

Kusurlu Kalma Çabası
Deneme ✦ 2 DAKİKA · BİR NEFESLİK METİN

Bozkırın Kalabalığı

Bozkır, bir zamanlar denizdi. Dün gökyüzü boşluğunun altında masmavi uzanırken tüm gücüyle zamana ve şartlara direndi. Çorak görünüşüne inat; düşleri yeşerten, hayalleri filizlendi...

Bozkır, bir zamanlar denizdi. Dün gökyüzü boşluğunun altında masmavi uzanırken tüm gücüyle zamana ve şartlara direndi. Çorak görünüşüne inat; düşleri yeşerten, hayalleri filizlendiren, uzakları gösteren bereketiyle bugün de umut doludur. Bozkır; denize ve yeşile alışkın olanlara saman sarısı, ağaçsız bir coğrafya gibi gelir. Bir çeşit sonsuzluk hissi düşürür ufka; susuz bir deniz gibi. Hülasa edilmez bir güzelliktir o.

Şehir ve Bozkır

Dar alanları, sınırlı mekânları, sıkışık zamanlarıyla şehir insanı kuşatır. Duvarları, düşleri de sınırlar. Bozkır ise kuşatmaz; engindir, uzaklara ve bilinmeyene çeker. Bir zamanlar tüm bunların altında bir deniz oluşunu hatırlatan bozkırlar, bugün modernizmin bozduğu çağın kırıklarını da saklıyor. Bu “unutuş çağı”nda her şey gibi insanlığımız da nasibini alıyor.

Kalabalıklardaki Yalnızlar

Şehirler, yabancılaştıkça çoğalan yalnız insanlarla dolar. Peki, kimdir bu bozkırın suskunluğunu bozan kalabalıklar içindeki yalnızlar?

Şehrin yollarında kendi kendine konuşanlar; tek başına yaşamayı tercih edenler; ailesiyle bağı kopanlar; yaşlılar; zararlı alışkanlıkların kıyısında kurtarılmayı bekleyenler; mülteciler…

Bu insanlar, şehrin her yerinde yalnızlığını paylaşacak insanları bekler.

Bozkırın sadeliği, renksizliği ve kıt kanaat koşulları bilumum canlıyı suskunlaştırır.

Şehrin bozkırındaki kalabalıkların hikâyeleri de süssüzdür. Görmeden, bilmeden, anlamadan yaşamak kolay gelir onlara. Yalnızlığın suçu mu bu, yoksa bu yalnızlığı üretenler mi suçlu? Okur karar versin.

Ada’nın Bozkırı

Bozkır, ona benzemeyeni kendine benzetir ya da yok eder, derler. Hızla gözlerimizin önünden kayıp giden kadim şehirlerimizden Ada da nasibini almıştır. Ada, bozkırın ortasına kurulmuş kadim bir kasabadır. Bu deniz artığı bozkır, sakinleri için bir hatıra sahnesidir. Ada’nın bozkırı; doğanın ve insan ruhunun en karanlık köşeleri ile en parlak ışıkları arasındaki zıtlıkları taşır.

Ada; donukluğu Ankara’dan, dinamikliği İstanbul’dan almış bir Anadolu şehridir. Kahveler, kafeler, alışveriş merkezleri yaygınlaştıkça çehresi gibi huyu da değişmekte. Osmanlı’nın son döneminden bugüne doğudan, batıdan Ada’ya göç eden karakterler; endişeleri kendilerini yiyip bitirmeden bu bozkırda dönüşüme uğramıştır.

Bozkır derin bir boşluktur. Her şeyi ya yok eder ya kusup atar öteye. Kendisi ile öteki arasına aşılmaz bir sınır koyar.

 Bozkırın derin suskunluğunda herkesin farklı bir iç yolculuğu vardır. Sonsuzluk, hayat, ölüm… Bunlar bozkırın konularıdır.

 Ve bozkır kelimeyi değil, susuşu sever.

 Hangi bozkır derseniz; erbabının malumudur…

✂ · ESERİN SONU · ✦