Salgın Mevsiminde İlkyaza Övgü
Hoş bir ağaç taşıyorum sırtımda
Belki
kök olacak
kendimi
toprakta bulacağım
Biraz
ondan, biraz bundan olacağım
Şimdi
olmadığım kadar olacağım.
I
Dünyanın ölüleri rüzgârla vardılar adaya
Kapılarımıza asılıyor ve
fısıldıyorlar ölümün bize de gelişini
Ne çok ibret, koridorda halılar boyu
Yavaş hareket eden bacaklarıyla,
görmüş geçirmiş ejderha
bulutların ardından hırıldıyor son bulacağını
bu yangının
ama biraz kül, külden sonra tüm bunların
İşte kambur kertenkeleler,
gizlenerek izlediler yazdıkları oyunları
Kambur seni, kambur kertenkele
Ölecekmişiz, yeşertmeye ölelim
Rüzgârların hatırına
onlara sarıldıktan sonra gidelim:
Fidanlar kursun has dünyayı.
II
Tül incesi ruhlar geziyor Mesarya’da
Kara bulutlara yansıyor kırlangıçların anlık
silüeti
Davullar çalıyor, yağmur gelecekmiş
Ölümle yağmur gelecekmiş
Yaşamla, yağmur
Kısıldık, kaygıyla direnci merhem yapıp
kapılarımıza sürüyoruz
İncirlerin kabukları altın yaprak,
soyuluyormuş
Hatırlıyorlar, sabah çanı,
eşek
arılarını kaldırıyormuş çeşmelerden
Şeftali pembesi Güneş, istikrarlı kopuyormuş
denizin
dans eden,
yakamozlu
ellerinden
Tepeleri çıkalım beraber düşlerimizde
Kapılar yeniden açılıncaya, teninde ateşi
buluncaya dek
Düşlerimizde yakalım bunca mavi vızıltıyı
Baharı deli eden, merhametli meyvelerin bunca
doğuşu
Portakal korusunun delikli gölgesi ardında
Yüzün hiç olmadı sevgilim ama
seçebiliyorum adımlayarak
ıslak toprağı öpen
çıplak
ayaklarını.