Sessizliğin Mirası
Ben
kırılınca susmayı annemden öğrendim.
Zehirli
bir ok gibi saplanırdı sözcükler yüreğime
Kan revan
içinde kalsa da göğüs kafesim
Ben
kırılınca susmayı annemden öğrendim.
Dönmez bu
dil lâl olur kalırım.
İçimde
birikse de yığınla sitemim
Bir kibrit
yakıp ateṣe veremem cümle alemi.
Ben
kırılınca susmayı annemden öğrendim.
Küsmek
çocukça bir yakarıṣtır oysa
Ya ben hiç
büyüyemedim
Ya da
büyümek bana göre değildi.
Derin bir
dehlizde kaybolmuṣtu belkide gülüṣlerim.
Ben
kırılınca susmayı annemden öğrendim.
Kaderimin
ağlarına ilmek ilmek dolanmıṣ
Bir
hatıraydı bu bana.
Çölde
susuz kalmıṣ bir deve gibi çiğnerdim sessizliğin dikenlerini.
Ve ne
zaman kurusa boğazım yalnızlığımı bir tașa bağlayıp dipsiz kuyulara atardım.
Zaman
neden hiç geriye doğru akmaz?
Oysa insan
hep geçmiṣe hasret yaṣar.
Ve yeniden
tekrar ediyorum.
Ben
kırılınca susmayı annemden öğrendim.
Ṣimdi
küsmek benim için siyasi bir eylem.
Susmaksa
yazılmıṣ bir pankartın okunmamıṣ cümleleridir artık.